Dolar : Alış : 5.7478 / Satış : 5.7581
Euro : Alış : 6.3723 / Satış : 6.3838
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin25°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1497 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

T A T İ L

25 Ocak 2017 - 776 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»T A T İ L
T A T İ L

T A T İ L

2016-2017 Eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bitti. Binlerce öğrenci ve öğretmen yarıyıl tatiline girdi. Başta öğrenci ve öğretmenlerimiz olmak üzere herkese iyi tatiller…Kısa süre sonra başlayacak ikinci yarıyılın öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve bütün eğitim camiasına sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum.
Böyle tatillerin ne kadar hoş, heyecanlı ve sevindirici olduğunu hemen hemen herkes bilir. Eskiler bilirler önceden iftihara geçmek vardı. Şimdi ise teşekkür veya takdir alma sevinci yaşanıyor. Bunun öğrenci, öğretmen ve bilhassa aileler için ne kadar önemli olduğunu gayet iyi anlıyorum. Ellerinde karneleri teşekkür ve takdir alan öğrenciler evlerine büyük bir sevinçle koşuyor.Bir de başarılı olamayan ve büyük bir hayal kırıklığına uğrayan birçok kişi de üzülüyor tatile huzursuz giriyor. Bundan sonrada ister istemez bazı üzüntülü olaylar meydana gelebiliyor, Nitekim TV de izliyor veya gazetelerde okuyoruz karnesinde düşük not gören ve istediği başarıyı bulamayan bir kaç öğrenci trafik kazası geçirmiş veya intihar etmişler. Hele hele 13 yaşında sınavda başarılı olamayan bir kız çocuğunun kalorifer kazanının borusunda kendini asarak intihar etmesi yüreğimizi derinden dağlamıştır. Daha hayatının baharında pırlanta gibi bir genç kızımız yaşayacağı onca güzellikler varken nasıl oluyor da tatlı canına kıya-biliyor. Ne yazık ki bu ne ilk nede son olacaktır. Düşününce insanın üzülmemesi , yanmaması mümkün değil. Bu çocuk daha bu yaşta nasıl bu ruh haline giriyor, nasıl tatlı canına kıyacak bir hale geliyor. Kimseyi suçlamaya veya yargılamaya hakkımız yok, haddimiz de değil. Allah ailesine sabır versin. Ama sormamız gereken bazı şeyler olduğunu düşünmeden de edemiyoruz. Bu gibi üzücü durumlar da hata ve suç kimde?Buna cevap bulmamız gerekiyor. Gencecik çocuklar mı hatalı yoksa onlardan beklediği ve umduğu başarıyı bulamayan aileler mi.?Acaba çocuklarımızdan çok fazla başarı mı bekliyoruz, onların ruh halini ne kadar anlıyoruz? Sevinçlerine üzüntülerine ne kadar ortak olabiliyoruz? Onlara ne kadar anlayış gösterebiliyoruz? Elbette ki her çocuk teşekkür veya takdir alacak bir şey yok. Bu zaten mümkün de değil. Mutlaka başarılı olacaksın diye onları şartlandırıp baskı altına alırsak en büyük hatayı yapmış oluruz. Herkesin vücut yapısı ruh hali kapasitesi ne yazık ki aynı değildir. Allah insanları farklı yaratmış, değişik kabiliyet ve özellikler bahşetmiştir. Herkesin yeteneği farklıdır. Belki bazen çocuklarımızın yeteneklerinin ve kapasitelerinin üzerinde başarılar bekliyor, yüksek hedefler koyabiliyoruz, böyle şartlandırıyoruz. Çocuklarımızda beklediğimiz başarıyı elde edemeyince böyle nahoş olaylar meydana gelebiliyor. Her çocuk her konuda mutlaka başarılı olur diye bir şey yoktur. Bazı çocuklar matematikte, bazı çocuklar tarihte bazı çocuklar Türkçede başarılı olabiliyor. Buna göre hedef koyup başarı beklemek en güzelidir. Eğer onlarda beklediğimiz başarıyı bulamazsak yapacağımız tek şey onlara sevgiyle yaklaşmak ve onların başarabileceği şeyleri istemektir. Onlardan başaramayacağı şeyler istemek onlara yapılan en büyük kötülüktür. Çocuk başarılı olamayınca da sonum ne olacak ailem bana nasıl davranacak diye strese girer. Sonun da da böyle üzücü olaylar meydana gelebilir.
Burada tam sırası gelmişken buna kendi hayatımdan bir örnek vermek istiyorum.Yıl l967… Şavşat ortaokulunda 1. sınıf öğrencisiyim. Yarıyıl tatiline girecektik. O zaman da şimdiki gibi yine puanlama sistemi vardı ve benim bütün ders notlarım 90 ve üzeri olmasına rağmen ne yazık ki hiç beceremediğim resim ve elişi dersim 49 olduğu için iftihara geçememiştim. İkinci dönem başında hem de sınıf öğret-menim olan resim hocam karneleri incelerken benim notlarımı görünce çok üzülmüş. Beni yanına çağırdı.-“Oğlum neden söylemedin? Resim dersine 49 yerine 50 verseydim de iftihara geçseydin.” deyince ben biraz çekingenlikten biraz da gururdan boynumu bükmüş. Söyleyemedim hocam diye cevap vermiştim. Ondan sonraki dönemlerde benim dersime zayıf vermemiş ve her dönem iftihara geçerek okulu bitirmiştim.
Eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve bütün eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

reklam_alan2

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika