Dolar : Alış : 5.7096 / Satış : 5.7199
Euro : Alış : 6.3359 / Satış : 6.3473
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin26°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1497 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

HAYATTA KALMAK YAŞAMAK MI

08 Haziran 2016 - 1.048 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»HAYATTA KALMAK YAŞAMAK MI
HAYATTA KALMAK YAŞAMAK MI

HAYATTA KALMAK YAŞAMAK MI

 

Gerçekte özgür, eğitimli ve yetenekli bir vatandaşken kaçırılan ve köle olarak satılan bir AFRO AMERİKALI ile köle arkadaşı arasında şöyle bir diyalog yaşanır:

*

“Bak dostum, zorunlu olmadıkça konuşmayacak, eğitimli biri olduğunu, okuma yazma bildiğini, keman çaldığını kimse bilmemeli.”

“Tamam da neye yarayacak bu?”

“Hayatta kalmana yarayacak dostum, susacak ve hayatta kalacaksın.”

“İyi ama ben hayatta kalmak istemiyorum ki. Ben yaşamak istiyorum kardeşim.”

***

Hayatta olmayı, ömür tüketmeyi yaşamak sanır birçok kişi. Oysa ömür hayat değildir. Ne kadar uzun bir ömür yaşarsa yaşasın insan içini insanca birtakım değerlerle doldurmadıkça o ömrü hayat yapamaz.

*

Ömrü hayat yapansa bir insanı hayvandan ayıran değerlerdir temelde. Kültürdür, sanattır, sosyal hayattır, özgürlüktür. Düşünmek, soru sormak, sorgulamaktır.

*

Hayvanlarda da bulunan iki uzuv arasında nöbetleşe gidip gelen bir ömür sürmek, asla yaşamak değildir.

*

Bir insana sürekli en değerli hazinenin hayat olduğunu telkin ederseniz, hayatta kalmak için her şeyi yapabilecek bir zavallıya dönüştürürsünüz onu.

*

Dünyaya getirirken düşüncesini sormadığı birine, yaşamıyla ilgili seçme şansı da sunmaz bu düzen. Yetmez, ölümüne bile karışır. İzinsiz ölürse başına neler geleceğine dair sayfalar dolusu hüküm dayatır ona.

*

Bu durum, özellikle Müslüman çoğunluğun oluşturduğu toplumlarda dürüst ve insani siyasetin de en büyük açmazıdır.

*

Hayatta kalmayı en önemli meselesi gören insan, yalnız temel ihtiyaçlarla ilgilenir.

*

Onun için öncelik karnını doyurmak, barınmak, ısınmak, en ilkel canlılarda da var olan bir güdüyle, nasıl bakacağını düşünmeden soyu devam ettirmek için çabalamak. Ve asil soyu(!) garantide olsun, dünya bu değerlerden mahrum kalmasın diye çok çocuk yapmak.

*

Aç insana ekmek bile tanrı suretinde görünür. Onun inandığı bir tanrısı vardır elbet; ama bu duruma düşürülmüşse eğer, tanrısı gıda paketinin, kömür çuvalının içindedir gerçekte. Dolayısıyla bunları elinde tutanı da tanrının yeryüzündeki temsilcisi gibi görmeye başlar.

*

Giderek köleleşir. Gözü, kendine sunulan ve karnını ancak yarım doyuran ekmeğin diğer yarısını tutan eldedir hep. Onun gösterdiği yöne bakar. O el ve eldeki nesne, onun hayatta kalmasının mutlak anahtarı olduğu için o elin sahibinin yüzüne bakmaya bile gerek duymaz.

*

Onun kendine bedelsiz sunduğunu sandığı; oysa gerçekte ruhunun, haysiyetinin bedeli olarak sunduğu bu nesnelerin nasıl kazanıldığına, haram mı yoksa helal mi olduğuna kafa yormaz.

*

O elin sahibine, hiçbir biçimde laf dokundurmaz. Bin dereden su getirerek en akıl almaz gerekçelerle savunur onu.

*

“Çalıyor ama çalışıyor.” der mesela.” Öbürleri de çalıyordu zaten. Bu çalıyor ama namaz da kılıyor.” der. Memlekette adam kıtlığı varmış gibi, mevcut siyasi seçenekler önceden denenmiş gibi; “Başka kim var ki oy verecek?” bahanesine sığınır.

*

Ortada zalim bir gerçek vardır. Bu hale getirilmiş bir toplumun gönlüne, doğruları sunarak  giremezsiniz.

*

Mesela ona içtenlikle: “Sen insansın. İnsanca yaşamalısın. İnsanca yaşamak özgür olmaktır. Düşünceyi korkmadan söylemektir. Yönetenleri gerektiğinde sorgulamaktır. İnsanca yaşamak eğlenmeye, gezmeye, sosyal etkinliklere zaman ayırmaktır.” diyebilirsin. Ne var ki boşa kürek çekmek olur bu.

*

Eline bedelsiz olarak kitap, dergi; sergi, tiyatro, sinema bileti tutuşturabilirsin. İhtiyaçları en alt düzeyde bile karşılanmamış bu insan yığını karşısında hiçbir şansın olamaz.

*

Hayatta kalmayı en önemli gaye edinmiş insan faydacıdır. Anlık düşünür. Onun gönlüne girmek için midesine girecek ekmek, sırtında giysi, sobasında kömür olmak zorundasınız.

*

Aslında vardır; ama toplumun bu hale düşmesinde günahınızın olmadığını düşünebilirsiniz. Bundan ötürü tepeden birilerini suçlayabilir, onlara kalaylayabilirsiniz. Çoğunlukla yaptığınız gibi, tepedeki egemenlere kalaylamaktan korktuğunuz için, figüranı oldukları oyunun senaryosunda emeği olmayan, seçeneksiz, çaresiz, gün tüketmeyi yaşamak sanan garipleri hedef alabilirsiniz.

*

Onları; “ Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan, donla denize giren, inek, beyinsiz” gibi sıfatlarla ekonomik anlamda kendilerine tecavüz edenlerin kucağına itebilirsiniz.

*

O zaman şunu kafanıza çakın. Siz siyasetçi değilsiniz. Siyaset duyguları, davranışları tekmeleyerek, yumruklayarak, aşağılayarak yapılmaz.

*

Siyaset, karşındakine; ”Değişirsen, şöyle-böyle olursan, seni sever, sana saygı duyarım” anlamına gelecek bir yaklaşıma izin vermez.

*

Siyaset toplum denen tarlayı tanımakla, analiz etmekle, ona uygun tohum ekmekle olur. Tarlanın ıslahı, tohumun ıslahı, muhalefetteyken yapılabilecek şey değildir.

*

Önce uygun yöntemlerle iktidara gelin. Gerisini sonra düşünürüz. Bu arada tenezzül eder de görüşümüzü sorarsanız, söyleyecek sözümüz olur.

 

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

reklam_alan2

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika