...
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1533 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

FETİH MÜSAMERESİ

08 Haziran 2016 - 767 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»FETİH MÜSAMERESİ
FETİH MÜSAMERESİ

FETİH MÜSAMERESİ

 

Sık kullanılan bir sözdür: ”Vatandaşı olmasak Türkiye çok eğlenceli bir ülke.” Gerçekten hiç canımız sıkılmıyor. Gönüllü uyuyanlarla uyuyormuş gibi yapanlar dışında, herkes diken üstünde. “Bugün neler olacak acaba?” modunda tetikte çok kişi.

*

Önce Erdoğan’ın Diyarbakır gezisi…O gezide hep yanında götürdüğü iki saray soytarısının merasim mangası önündeki tavırları.

*

Sonra dinimizin yüz akı, timsal insanı Reis hazretlerimizin PKK, PYD’den söz ederken kullandığı ifadeler.

*

Ve elbette  bayrağımızın AK-ayaklar altına paspas, AK-kıçlara minder yapıldığı Fetih Müsameresi.

*

Önce FETİH MÜSAMERESİ diyelim.

*

Bu işin, devlet eli ve olanaklarıyla bir bayram havasına sokulması AKP iktidarının son birkaç yılının işi.

*

İyi de bizimkilerin neden İstanbul’un fethini yeniden yaşarcasına kutlamaya gerek duyuyorlar sizce.

*
Cevap çok da karmaşık değil. Kendileri hiçbir halt olamayanların, Suriye’de cumaya gidelim derken Kilis’te kıç üstü oturup abdesti bozulanların; ceddimiz Süleyman Şah’ın türbesini IŞİD’den kaçırıp terorist dedikleri PYD’ye emanet edenlerin genel tavrıdır bu…

*
Bugün için övünülecek bir şeyi olmayanların sığınağı, dünün parlak sayfalarıdır. Bugünü iflas halinde olanlar, teselliyi tarihin tozlanmış sayfalarında ararlar. Uygun sahneler bulurlarsa tepe tepe kullanırlar. Bulamazlarsa uydururlar…

*

Güçten düştükçe hatıralarını parlatan ihtiyarlar misali, bilim, sanat, yaşama kalitesinde, yerlerde sürünen toplumların da hoşuna gider bu.

*

Ne var ki bu davranış biçimi, toplumu çürütür, tembelleştirir. Bugünüyle, bugünkü tablonun mimarlarıyla hesaplaşmaktan uzaklaştırır. Düne bu kadar tutkuyla sarılanların bugünleri hüsrandır. Yarınları da hüsran olacaktır.

*

Haftanın ikinci göz yaşartıcı tablosu, ayak altındaki bayraklardı. Bu toplumda bayrak, her dönemde önemli bir simgeydi. Ancak ona gerçekte değer verilmedi. Bu, dini simgelerde de geçerli oldu.

*

Bu topraklarda,  bayrakların sayıları, direklerinin uzunluğu ve boyutları ne kadar artıysa; camilerin, minarelerin sayıları ve boyutları ne kadar arttıysa, topluma atılan kazıkların sayısı da boyu da aynı oranda artar oldu hep.

*

Vatan toprağını en çok kirletenler, ona en çok ihanet edenler, en büyük bayrak sevdalıları pozlarında oldular. Dövüşe hazırlanan mandalar misali baş hafif yan, göz yukarıda bayrağa bakarak poz verdiler. Senaryo gereği yere bırakılan bayrağı yerden alıp öptüler,  sinelerinde sakladılar. Ama hepsi müsamereydi.

*

Gerçekte hem bayrak hem de temsil ettiği değerler, çoğunluğun ipinde değildi. Dillerde sakız olan bayrak, gerçekte yerlerde paspas yapıldı. Son örneğini, 563. Yıl Fetih müsameresinde gördük bunun.

***

Kendinin ne olduğu; ne kadar olabildiği ortada olan birinin başkalarına “Bunlar, Zerdüşt, Ateist. Bunlardan bir şey olmaz.” demesi ise sıradan şeydi ülkemizde.

*

Kişi, neyi eksikse, en çok o eksiğinden söz ederdi. Yırtık olan yere yama yapmak gerekliydi çünkü. Noksan Müslüman’ın, en Müslüman geçinmesi, diğer inançları tekmelemesi bundandı.

***

Son günlerin beni en çok yaralayan tablosu ise, saray ağılının ve RİYASET uçağının daimi kadrosuna mensup, yazar sanılan iki soytarının merasim kıtası önünde verdikleri aşağılık poz oldu. Tek iktidar partisi milletvekili açıkça  tepki gösterdi bu terbiyesizliğe. Ama bu finoların sahibinden tık yok.

*

Basit bir terbiyesizlik miydi bu? Hayır.  Biraz eskiler bilir. Bunların örnek adamı Tonton ÖZAL, şortla merasim kıtasını selamlamıştı. Bazı medya leşkerleri, bu maskaralığı bir devrim olarak görmüştü. Oysa bu,  masum görünse de askeri bilinçli olarak onursuzlaştırma, devletin itibarını yıpratma çabasıydı.

*

Ardından gelen ve hemen tümüyle uydurma olan Cemaat-iktidar kumpasının ordunun başına çuval geçirmesi süreci.

*

Genelkurmay başkanının, her an ölümle  burun buruna olan astlarının ruh halini, hakkında neler düşüneceklerini umursamadan, 8 şehidin toprağa verildiği günde nikah şahitliği de pek farklı değildi aslında.

*

Birileri, planlı biçimde toplumun değer verdiği kurumları kavramları değersizleştiriyor. Ne var ki çoğunluk bunu görmüyor, göstermiyor.

*

Bazı gidenler vardır ki geri dönmesi çok zor, hatta imkânsızdır. İnanç gibi, onur gibi, güven gibi…

 

 

 

Bu haberi değerlendirin
[ Oylayan kişi sayısı: 0 Ortalama Puan: 0]

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika