...
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1649 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Eşeğin Aklına Karpuz Kabuğu Düşürmek

03 Şubat 2017 - 1.923 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»Eşeğin Aklına Karpuz Kabuğu Düşürmek
Eşeğin Aklına Karpuz Kabuğu Düşürmek

Eşeğin Aklına Karpuz Kabuğu Düşürmek

Başlıktaki deyimi hemen herkes bilir. “Yeri ve zamanı değilken, gündemde olmayan bir konudan söz ederek onu karşısındakinin aklına sokmak” anlamında kullanılır bu deyim.
*
Bu yüzdendir ki eğitimde, hakkında kötü söz edilse de olumsuz kavramlar kullanılmaması önerilir. “Hırsızlık dünyanın en kötü işlerinden, dinimizin en büyük günahlarından biridir.” dediğimizde, olumlu bir iş yaptığımız sanılabilir. Gerçekte ise HIRSIZLIK fikrini karşımızdakinin aklına düşürmektir bu. “Şu davranışlar kötüdür.” yerine “Şu davranışlar iyidir.” demek gerekir bu yüzden.
*
Örgün öğretim içinde de sık sık bu hataya düşülse de özellikle din öğretisinde çok yaygın olarak görülür bu. Bu konuda görevli olanlar, genç nesilleri, hemen daima günahlardan, olumsuz davranışlardan, onlara uygulanacak ateşli, alevli, yılanlı, çiyanlı ağır cezalardan söz ederek eğiteceklerini; iyi insan, cennetlik mümin olarak yetiştirebileceklerini sanırlar.
*
Oysa aynı öğretinin sonraki derslerinde, en az günahlar kadar, günahlardan paçayı sıyırmanın yolları, yani her durum için uygun kaçış kapılarından söz edilir. O derslerde, günahların nasıl sıfırlanacağının envai türden yolları vardır.
*
Özellikle gençken, nefsani ve insani zaafların daha güçlü, tutkuların daha azgın olduğu yaşlarda, günahtan uzak durmak pek kolay değildir. Neyse ki tövbe kapısı hep açıktır. İnsan yaşlanıp durulunca, günah işlemekten yorulunca; bazen içtenlikle, bazen mecburiyetten o yollardan uzak kalmak zorunda kalınca, açar günah kitabının arka sayfalarını. Orada bulur derdinin çaresini.
*
Bu öğretinin böyle işlemesinin mantığı nedir diye düşününce basit bir gerçek çıkarı karşımıza.
*
Örnekleyerek anlatmaya çalışayım: Tıp sektörünün geçim kaynağı HASTALIKtır. Tercihan salgın hastalık. Hastalık iyi midir peki? Elbette, hayır. Hastalıklar kötüdür; ama olmazsa o sektördekiler aç kalır. Zaman zaman ilaç firmalarının ilaç satmak için salgın hastalık yaratacak özel virüsler ürettiğinden söz etmez miyiz?
Trafik kazaları kötüdür; ama kaportacılar, tamirciler bu kötülüğün meyvelerinden beslenmezler mi?
*
Günah da böyledir işte. Günah ne kadar çoksa, ne kadar büyükse o kadar büyük günah çıkarıcılara; şeytan ne kadar güçlüyse o kadar güçlü şeytan çıkarıcılarına, insanları günahtan ve şeytandan koruyacak aracı kurumlara, o kadar çok ve sık ihtiyaç duyarız.
Varlık sebepleri, rızık kaynakları günahtır onların. Günahlar, günahkârlar olmasa aç kalırlar. Çoğu, maaşlarını, içki-sigara, toto-loto, at yarışı, piyango bileti düşkünü günahkârlar sayesinde alırlar.
*
TV kanallarında arz-ı endam eden hocagilleri izleyin. Hemen her yerde satılan dini kitaplara bakın. Büyük çoğunluğunun hep yasaklardan, günahlardan, cezalardan söz ettiğini görürsünüz.
*
Onlar böyle konuşup yazdıkça günahların ve günahkârların sayısı giderek artar ama. Sadece maske takar günahkârlar. Riya zırhının ve dini sembollerin ardına saklanır günah. Bazen alttan açsa da üstten turban takar. Bazen abdestsiz namaz kılar, bazen internetten Bakara makara sallar. Çoğu kez yakalanmaz da. Kazara yakalanınca yakalayanlara söver. Komplo numaralarına yatar.
*
Yaşadıklarımıza bir bakalım: “Sabi yaştaki kız çocuklarının bile aile içindeki giyimlerinden, içine bolca tahrik malzemesi katarak” söz eden o anlı şanlı, heyecanlı hoca(!)ların sözleri, aile içi, dışı tacizleri azaltmaya mı yaradı yoksa yaş sınırını birkaç aylığa kadar mı indirdi?
Ortada büyük bir yanlış var dostlar.
&&&
“Acı ve İlham” filmi, ünlü ressam ve heykeltraş Mikelanj’I anlatır. Papanın verdiği görevle, Sistin Şapeli’nin bezemelerini yapacaktır Mikelanj. Müthiş bir coşku ve tutkuyla çalışır. Yapar, bozar, yeniden yapar.
*
Birgün papa, yanında kardinallerle çalışmaları görmeye gelir. Kardi-naller yapılan resimleri kabartmaları görünce küplere binerler. Mikelanj’ ın, insan bedenini sergileme konusundaki cömert çalışmalarını, putperest Yunan ve Roma geleneğinin devamı olarak görür; onu günahkârlıkla itham ederler.
*
Mikelanj’ın cevabı en az onların eleştirileri kadar serttir. “Tanrı insanı överek yarattı, severek yarattı. Günahsız yarattı. Onun içine günahı siz soktunuz kardinaller…!”
*
Hıristiyanlığın kimi mezheplerinde, yeni doğmuş bebeği günahkar sayıp onu vaftiz edip günahlardan arındırmanın mantığını düşünün. Haksız mı Mikelanj?
*
Ya İslam’a göre günahsız doğan, akil-baliğ oluncaya kadar da günahlardan mükellef tutulmayan insanın gece-gündüz günah bombardımanıyla yıkanması… Günah fikrinin durmadan tekrar edilerek bilincinin en derin katmanlarına yerleştirilmesi… ÇOK MU MASUM?

Bu haberi değerlendirin
[ Oylayan kişi sayısı: 0 Ortalama Puan: 0]

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika
Teknik Destek