Dolar : Alış : 5.6316 / Satış : 5.6417
Euro : Alış : 6.3340 / Satış : 6.3454
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin26°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1483 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Dışarıya Zeytin Dalı Uzatıp İçerdekileri Meşe Odunuyla Dövmek

02 Şubat 2018 - 418 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»Dışarıya Zeytin Dalı Uzatıp İçerdekileri Meşe Odunuyla Dövmek
Dışarıya Zeytin Dalı Uzatıp İçerdekileri  Meşe Odunuyla Dövmek

Dışarıya Zeytin Dalı Uzatıp İçerdekileri  Meşe Odunuyla Dövmek

Devleti devlet yapan temel özelliklerden biri sürekliliktir. Devlet adamında bulunması gereken en önemli özellikse tutarlılık. Devletin çıkarları, değişen şartlara göre, devlet ve milletin çıkarlarına, uluslararası dengelere göre değişebilir ve elbette ki değişmelidir.

Ancak devleti idare edenlerin, bu işi yaparken izleyecekleri yol, söyleyecekleri sözler, birbiriyle uyumlu ve mantık açısından da tutarlı olmalıdır.

Bu girişten sonra, Silahlı Kuvvetlerimizin yürüttüğü Afrin-Zeytindalı sözü operasyonuna getirmek istiyorum.

Bu, iktidarın, hükümetin, ya da C.Başkanı Erdoğan’ın değil, devletin bir operasyonudur. Devlet ve milletin çıkarlarını gözeten zorunlu bir harekâttır. Dolayısıyla da vatandaşların, sivil toplum örgütlerinin ve HDP hariç diğer tüm muhalefet partilerinin de desteğine sahiptir.

Arada çatlak sesler çıkabilir. Bunlar suç teşkil etmedikçe olağan karşılanmalı ve gereksiz tepkilerle, karşıt tezlere haklılık verilmesine neden olunmamalıdır.

Devlet ve millet olarak milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan dönemlerden birini yaşıyoruz. Bunu sağlamakta baş görev de özellikle iktidar partisine düşmektedir. İyi de iktidarın böyle bir niyeti var mıdır peki?

İktidar demek sayın Erdoğan demek olduğuna ve geri kalan tüm yasama, yürütme ve yargı organları, maalesef etkisiz eleman, dolgu malzemesi ve duvar hıbarı olduğuna göre, bu konuda Erdoğan’ın davranışlarına, sözlerine bakmak gerek.

Ana muhalefet Zeytindalı Operasyonuna karşı mı? Hayır. Bazı konularda dikkatli olmak gerektiği konusunda önerileri var o kadar. Erdoğan ne diyor onlara? Ne demiyor ki? Terörist, PKK, PYD, YPG kuyruğundan al, ulanla başlayıp frene basmadan süren kalayı bol taarruzlar.

Yetmiyor Lozan’ı tartışmaya açıyor. Yunanistan’a terk edilen 18 adayı sanki Lozan’da İnönü bıraktı. Sevr Antlaşmasını sanki İnönü imzaladı. Sanki Osmanlı imparatorluğu topraklarının üçte birini Sultan İsmet zamanında kaybetti.

Neymiş efendim, ÖSO Kuvayi Milliye’ymiş. Hayır. En ufak bir benzerlik yok arada. Bunlar askeri ve stratejik çıkarlarımız gereği, birlikte hareket etmek zorunda olduğumuz, pek çok unsurdan oluşmuş yerel güçlerdir o kadar. Bunlar hakkında muhalefetten birilerinin bu ilişkideki kâr-zarar ilişkisini hesap etmeden ileri geri konuşması da- söylediklerinde doğruluk payı çok olsa bile-doğru bir tavır değildir.

Kuvayi Milliye emperyalistlerin işgal ettiği vatan topraklarını savunan milli güçlerdi. Yani kendi vatanlarını düşmana karşı savunuyorlardı. Üstelik dönemin yöneticileri tarafından da  hain damgası yemişler, haklarında ölüm fetvaları verilmişti.

Suriye’yi işgal eden kim? En başta  ABD-ÖSO kime karşı savaşıyor peki ABD mi, Suriye mi? ÖSO Kuvayi Milliye ise Esad yönetimi Kuvayi Milliye hakkında ölüm fermanları çıkaran Osmanlı Hükümeti mi oluyor yani.

PKK, PYD, YPG bunlar devlet politikası olarak etnik bölücü unsurlar olarak kabul ediliyor. Biz sevmiyoruz. Haklı nedenlerimiz de var. Ama bu ülkede birileri de farklı nedenlerle bunları seviyor. Sayın Cumhurbaşkanı bu sevdalılara “Terörist sevici” diyor. Tamam da eksik diyor. Mesela o teröristleri Oslo da seven ve özel temsilcilerine sevdirenleri unutuyor. Teröristler Habur’dan girdiklerinde onları incitmeyecek özel mahkemeler kurduran ve “Güzel şeyler oluyor.” diye bayram edeni hesaba katmıyor. Sayın İmralı  mucitlerini, APO’yu büyük adam, hem Kürtlerin hem Türklerin büyük şansı olarak görenleri, yazanları  uçağından atmak yerine dizinin dibine oturtuyor. Dolmabahçe’de PKK’nın siyasi uzantılarıyla dans edenlere de bir şey dediğini duymadık.

Hele Diyarbakır meydanında APO’nun mesajını okutan, şimdi Afrin’e ağıt yakan Şivan’la ele ele poz verenler, megrileşenler, ağlayanlar… Onlardan söz eden yok.

Devlet ve devlet adamına yakışan sözünü, davranışını bilmek, bugün dediğinin yarın önüne geleceğini hesap ederek davranmaktır.

Devlet, çıkarlarının gerektirdiği stratejik görüşmeleri el altından yapar. Hele bu bölgede herkes taşeron terorist örgütlerle iş yaparken Türkiye de bunu göz ardı edemez. Edemez de bunun bir yolu yordamı vardır.

Sorumsuzca, günü kurtaracak davranış ve sözlerle, iç siyasete dönük amaçlarla sergilenecek fevri, temelsiz ve tutarsız tavırlar sahibine; ama özellikle de onun temsil ettiği devletimize zarar verir.

Konu gerçekten ve samimiyetle devletin ve milletin birlik ve bütünlüğü ise; iktidarın yapması gereken, kaşının üstünde karan var diyeni tekmelemek değildir. Sayın cumhurbaşkanının yapması gereken de ana muhalefet dahil, hoşuna gitmeyen ya da işine gelmeyen sözler söyleyen herkese -söyledikleri doğru ve gerçekten vatanın çıkarına da olsa- ağzına geleni saymak değildir.

Kötülük, kin ve nefret kolay bulaşır. Hele üst katlarda ise toplumun   alt katmanlarına daha kolay yayılır. Toplum fertleri arasındaki bağlar hasar görür.

Bu nedenledir ki sayın cumhurbaşkanına, kendine yakışacağını düşündüğümüz; insani değerlere uygun hareket etmesi hususundaki samimi temennilerimizi iletmeyi teröristlik değil de bir görev ve sorumluluk sayıyoruz.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

reklam_alan2

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika