Dolar : Alış : 5.5775 / Satış : 5.5875
Euro : Alış : 6.1922 / Satış : 6.2033
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin26°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1497 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

DİP NOKTA

08 Haziran 2016 - 687 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»DİP NOKTA
DİP NOKTA

DİP NOKTA

 

İstanbul’un Avrupa yakasını kilitleyen düğünü içinde yaşadığım toplum adına utanarak izledim.

Sadece iki kişinin izdivacını milyonların ızdırabına dönüştürmeyi başaranları bu eşsiz başarıları dolayısıyla minnetle(!) anıyorum.

Düğüne katılanlar hakkında yorum yapmak istemem. Az sayıda olanları, gerçek dost ya da aile yakını olabilir bunların. İçlerinde protokol gereği katılanlar da vardır. Ama en büyük çoğunluğu “Olur ya bir gün o kapıya işim düşer” diye düşünen yağcı-yalaka takımının oluşturduğundan zırnık şüphem yok.

Ama  nikahta tanıklık görevi de olan bir kişi vardı ki ona ayrı bir başlık açmasam ahım kalır. Genelkurmay Başkanı Hulusi AKAR.

Onu görünce isyanımı şöyle döktüm dizelere:

 

Mehmet musalla taşında şehit.

Paşa nikah masasında şahit

Utan eyy gökyüzü

İsyan et turab

Sen ağla bulut…

Şahit ol ya Rab…!

Şahit ol ya Rab…!

 

Sudan bahanelerle,29 ekim, 23 Nisan kutlamalarının iptal edildiği bir ülkede, dizi dizi şehitlerimizi  ve o gün toprağa verilen 9 Mehmet’i görmezden gelip o iptalci çocuklarının nikahında tanık olmasını  ne insani ne de askeri  bir kalıba koyamadım çünkü.

Sana o görevi veren adamın adı, makamı, yetkisi büyük olabilir. Sana böyle bir günde böyle bir görev yükleyecek kadar izansız ya da art niyetli olabilir. Sen o görevi kabul etmeyecek ve bunun için her şeyi göze alacak kadar delikanlı olacaksın.

Her şeye rağmen ordumuza laf söylemek istemem elbet. Ama Ergenekon, Balyoz sürecinde yaşananlardan sonra bir sahne sık sık gözümde canlanırdı.

Bilirsiniz, her yıl Harp Akademilerinde Mustafa Kemal’in akademiye girişinin yıldönümünde bir tören yapılır. Mustafa Kemal’in numarası okunduğunda tüm kurmay adayları, ”İÇİMİZDE” diye bağırırlar.

Ergenekon-Balyoz sürecinde dönemin genelkurmay başkanları da dahil tüm yüksek rütbeli subayların edilgen, eyyamcı, teslimiyetçi tavırları bana; “ Söylenenin lafta kaldığını, Mustafa Kemal’in ruhunun, anlayışının pek çoğunun içinde yer etmediğini” düşündürdü.

Yazık ki aynı durum bugün de geçerli. İçinde Mustafa Kemal’in izleri olan bir genelkurmay başkanı böyle bir durumda onun nasıl davranacağını düşünür ve ona göre tavır belirlerdi; ama olmadı.

Ben Akar’ın tavrını yalnızca duyarsız, ruhsuz bir davranış olarak da görmüyorum şahsen. Bu, umursamazlığın, toplumun duygularını iplememenin, insanımızı adam yerine koymamanın bir üst basamağı, bile bile sergilenen kötü niyetli bir tavırdır benim gözümde.

Halkımızın oldum olası çok duyarlı olduğu bir konudur cenaze, hele şehit cenazesi. Köydeki, kasabadaki tüm şenlikler, düğünler iptal edilir. Komşuda cenaze varsa diğer komşular TV izlerken bile duyulmamasına dikkat edecek kadar hürmetkârdırlar, komşularının acılarına.

Toplum budur; ama bu toplumun cumhurbaşkanı, millete güya saygılı milli irade, aile içinde sade bir nikah pekala mümkünken, bunca şehit cenazesinin üstünde tepinircesine düğün-dernek yapıyor. Yollar kesiliyor, hayat durduruluyor, kuşlar bile nasibini alıyor bu tantanadan.

Ve Atatürk’ün paşası bu nikahın tanığı.

“Sizin acınız bizim acımız değil” diyorlar açıkça. “Siz bizler böyle lüks ve şatafat içinde yaşayalım diye ölüyorsunuz.” diyorlar bu tavırlarıyla.

Bu davranış biçimi, yukarıdan aşağıya doğru yayılıyor giderek. Tepedekiler düğün dernek, aşağıdakiler, çoğu sultanın kanallarında olmak üzere evlenme programı, Survivor izliyorlar aile boyu.

Ateş kendi ocaklarına düşmedikçe toplu katliamları bile umursamaz oldu toplum. Her gün dizi dizi şehit geliyor. Ölenler insan değil de birer rakam sanki.

İnsanımız yaşayan bir ölü misali. Duyarsız, suskun, tepkisiz. Yıllardır bilinçli olarak sürdürülen bir toplum mühendisliğinin sonucunda içinden, ruh, insanlık adına ne varsa çekilip alınmış gibi. Kirli bir saltanat sarayının hıbarı, dolgu malzemesi olmuş çoğunluk.

Çok bilinen bir sözdür: ”Olmaz deme, olmaz olmaz.)Türkiye’yse söz konusu, bu ülkede olmaz diye bir şey olmaz. Her olanın daha akıl almazına tanık olmak sıradan bir durumdur artık bu topraklarda.

*

Aslında bu hastalığa silme bulaşmış olanlar da farkında bunun.

Bu iktidar, tüm kutsal değerler dahil, her şeyi sıradanlaştırdı.

Artık kimse biri hakkında olumsuz bir durum, yorum söz konusu olduğunda: ”Müslüman adamdır, yapmaz.” demiyor, diyemiyor şimdilerde. Çünkü anlı şanlı adı büyük, makamı görkemli, imanı güdük, ameli çürük Müslümanımsıların neler yaptıklarına, yapabileceklerine yakından tanık oldu.

Öncesi de pek matah bir şey değildi belki; ama özellikle yaşanan son 5 yılın en büyük yıkımı, aynı zamanda iktidarın en büyük siyasi başarısı, ”UTANMAYI KALDIRMAK” oldu.

İktidar mensuplarının hemen tamamı ve onların imalatı olan toplumsal kesim, doğal sonuç olarak hiçbir durum karşısında utanmıyor.

Şehitlerimizin üstüne vatan toprağı,  vatandaşın üstüne ölü toprağı serpilirken biz büyüklerimizin(!) şahsında HAYA-İMAN ilişkisini arıyor ama yazık ki  bulamıyoruz.

*

ŞAHİT OL YARAB…!

 

 

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

reklam_alan2

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika