Dolar : Alış : 5.4809 / Satış : 5.4907
Euro : Alış : 6.1367 / Satış : 6.1478
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin26°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1494 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

DARBE MESEL

29 Temmuz 2016 - 732 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»DARBE MESEL
DARBE MESEL
DARBE MESEL
Ülkemizde yaşanan son olaylar bir darbe girişimi olarak nitelendirilebilir mi? Evet.
Masum insanlara silah doğrultan darbeciler gibi, masum askerleri linç edenler adi katiller midir? Evet
Bu girişimde Gülenci unsurlar, Erdoğan karşıtı, kimi  cumhuriyetçi askeri personel rol oynamış mıdır? Büyük ihtimalle evet.
Böyle bir olasılığı duymaması mümkün olmayan Erdoğan, işin içine adamlarını sokup,   uygun biçimde yönlendirmiş, sineklerin bala iyice üşüşmesini takiben nihai planını devreye koymuş, olan biteni kendi adına büyük bir kazanca  tahvil etmiş midir?  Evet.
Bu demokrasiye bir darbe midir peki? Erdoğan’a, karşı, iktidara karşı,kanunsuz bir darbe girişimi olsa da demokrasiye karşı bir girişim olması mümkün değildir. Çünkü olmayan bir şeye darbe yapılamaz.
Darbe girişimini değerlendirsek…
Erdoğan tutumuyla, anlayışıyla toplumun tümünün cumhurbaşkanı olamayabilir. Böyle bir niyeti de olmayabilir. % 50’m bana yeter diye düşünebilir.Karakteri, düşüncesi ne olursa olsun yine de seçilmiş cumhurbaşkanıdır.
Var olan siyasi partiler ve seçim kanunlarına göre oluşmuş şu anki meclis de demokratik bir yapıya ve etkinliğe sahip olamayabilir.
Bu toplumda azımsanmayacak bir oranda Erdoğan yorgunu insan olduğu, bunların onunla mücadele gücüne sahip olmadıkları, ondan kurtulmak uğruna mahiyetini biraz olsun bilmedikleri bir darbeden bile umut bekledikleri, kesin ama acı bir gerçek olabilir.
Bana gelince…
Darbe girişiminin mağdurlarına muhalif olabilirim. Ama gönlüm bir makama seçimle gelenin geldiği yoldan, seçim yoluyla gitmesini arzu eder. Başka bir yolu benimsemem.
Yine de çok zoruma giden bir şey var. Bu ülkenin her şeyine sahip olan, 14 yıldır tek başına iktidarda olan ve karşısında adam gibi bir muhalefet bile görmeyenlerin, halâ  mağdur rolü oynayıp emzik bekleyen çocuk gibi  mızmızlanmasını vicdanım kabul etmiyor.
Bunca aymazlık, sıkılmazlık zoruma gidiyor? Bakın dostlar(!)”Cemaat şöyle, böyle” dediğimizde bizi dövmekten beter eden sizdiniz. “Apo’yla yatağa girenin sonu sokaklara düşmek, elden ele gezen güle dönmektir.” dediğimizde. “Ne yani anaların ağlamasını mı istiyorsunuz?” diyenler sizdiniz.
APO’nun itlerini gizli tanık, generalleri sanık yaparak memleketin vatasever evlatlarını yiyen, ardından kıskıs gülüp  bıyıklarını elinin tersiyle silen de sizdiniz.
Hocanızla el ele gönül gönüle, ölüleri bile referanduma katılmaya çağırararak 12 Eylül 2010 referandumuyla memleketin temeline dinamit koydunuz. Ordunun üçte birini, Ergenekon dibeğinde Balyozla döverek madden, manen yok ettiniz.
Şimdi de darbe teşebbüsünü fırsat bilip kalanın da üçe birini yiyeceksiniz. Allah korusun, bir savaş çıksa kim, kiminle, kimin için , nasıl ve niçin savaşacak bundan sonra?
Büyük bir hızla ve kerametle, darbeden saatlerce sonra, darbeye destek oldukları gerekçesiyle hemen hiçbirini tanımadığım, zihniyetlerini bilmediğim binlerce yargı mensubunu, idari bürokratı görevden aldınız. Oysa bunların çoğu, bizzat yetiştirdiğiniz ve hileli sınavlarla kurumlara yerleştirilmesine göz yumduğunuz adamlardı.
Dünden bugüne ortalıkta ‘hayır’ diyecek, yanlışlıklarınızı yüzünüze söyleyecek gerçek dost bıramadınız. Kendi gencecik gazeteci kızlarınıza, aynı zihniyetteki gazeteci erkek evlatlarınız:” Parasını ver, istediğiniz pozisyonu alır.” diyerek hakaret edebiliyor. Çevreniz para, makam, ihale, koltuk uğruna ya da korku belasına  ağzınıza bakan ve istediğiniz her pozisyona uygun insanlarla doldu. Farkında mısınız bilmem ama freniniz yok artık.
Nacizane düşüncem ve duruşum şudur benim:
Birileri parmağınızı gözlüyor, bir işaretinizle istediğiniz gibi oynuyor olsalar da bana uymaz. Arada öfkelensem de kin, düşmanlık içimde barınamaz. Yine de rüzgara göre  yalpalayan kavak yaprağına konmuş sinek değilim ben. Yaprakla birlikte dalgalanamam.
Özellikle son 10 yıldır yaşadıklarımız halâ gözlerimizin önünde.”Analar ağlamayacak.” diyerek oylarını aldığınız analarımızı, yüzlerce kez ağlattınız. Ağlayan  anaları, babaları, kardeşleri karaktersiz ilan ettiniz.
Memleketin yarısını diğer yarısına düşman ettiniz. Polisle askerin arasına, son olaylardan sonra aşılması hayli zorlaşan bir  uçurum açtınız.
Lutfen uygun yer ve zamanda durmasını bilin. Toplum çoğunluğu, artık yaptığınız her şeyin, söylediğiniz her sözün ardında bir Çapanoğlu arıyor. İlahi tecelliyle Azrail (AS) bir gün ziyaretinize gelse “Numara yapıyordur.” diyerek inanmayacak hale geldi.
Dün Gülen için, Türkçe Olimpiyatlarında, ” Gel artık gözümüzün nuru, bitsin bu hasret…” nidalarıyla süslediğiniz, imametiniz eşliğinde Hoca için salya sümük ağlaştıklarınız,  darbe girişimi sonrası meydanlardaydılar. Dünün muhteremi, şimdinin paraleli Hoca’nızı lanetleyerek, mitinglerde ayak altına aldığınız bayrakları kaparak korna sesleri eşliğinde kurtuluş savaşınızı kutladınız.
Böyle kurtuluş, böyle zafer olmaz beyler. Acısını daha sonra  çok fena çekeceğimiz bir konudan   bayram çıkmaz.
Tamam anladık. Birileri size darbe yapmak istedi. iyi de eğer bu bir darbe girişimiyse, siz de biliyorsunuz ki sorumlusu biz değiliz.
Dediğiniz doğruysa, birileri paçalarınızı daladıysa, onlar bizzat beslediklerinizdir. Ne istedilerse verdiklerinizdir. Aynı sofradan nasiplendiklerinizdir. Ana kuzularını birlikte tutup, kesip yediklerinizdir.
Bizi sokaklara çağırmayın. Oyunlarınıza alet etmeyin. zatınızı asla sorgulamayan müritlerinizle koruyun koltuğunuzu.
Elbette demokrasinin yanındayız. Muhatabı demokrasiden nasipsiz de olsa darbelere  karşıyız. Konu gerçekten demokrasi mücadelesi, sizlerin demokrasi diye bir derdiniz olsa severek yanınızda olacağımızdan emin olabilirsiniz.
Ne var ki, gözümüz açık, gönlümüz açık. Yarın büyük ihtimalle bugün yaptığının tersini yapacak, söylediğinin tersini söyleyecek birinin kayığına binmeye yokuz. ilk fırsatta yanaşacak daha uygun bir kayığa atlayıp bizim kayığımızı da torpilledikten sonra, Mavi Marmara  olayında olduğu gibi.”Binerken bana mı sordunuz? “diyeceğinizden korkuyoruz.
Tam anlamıyla yanınızda değilsek, sizin ve darbe girişimi sonrası sokaklara dökülenlerin dününü ve bugününü görebildiğimizdendir. Kusurumuza bakmayınız…

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

reklam_alan2

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika