...
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1533 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Çok Kültürcülük

28 Mart 2016 - 899 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»Çok Kültürcülük
Çok Kültürcülük

Çok Kültürcülük

Dilimize çok kültürcülük olarak çevrilen “multiculturalizm”, özde dünyayı çıkarları doğrultusunda yenbiden yapılandırarak, kendileri için açık bir pazara dönüştürmeyi hedefleyen Batılı çok uluslu küresel sermayenin geliştirdiği, ulus devletleri etniklik temelide bölmeye yönelik, sistemli bir akımın adıdır.

Çok kültürcülüğün hareket noktası, “çok kültürcülülüğü” bölünmesi hedefleyen ülkeye bir “zenginlik” olarak empoze ederek benimsetmek, çok kültürcülüğün, resmi bir devlet politikası haline dönüştürülmesini sağlayan, bu şekilde etnik grupları tahrik edilerek bu ülkenin ulusal direncini zayıflatmak, ülkenin bölünmesine içte zemin hazırlamaktır.

Ekonomik olduğu kadar, çok sayıda uluslararası örgütüyle dev bir sivil güç de olan çok uluslu küresel sermaye, ulus devletleri etniklik temelinde bölme hedefini gerçekleştirebilmek için bir yandan bütünüyle kendi güdümünde olan DÜNYA BANKASI, DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ, İMF ve benzeri büyük kuruluşlar ve vasıtasıyla, üçüncü dünya ülkelerine borçlandırarak, ekonomilerini denetleyerek, sömürerek kendine bağımlı kılarken, diğer yandan emrinde olan güçlü medya imparatorluğu beslediği çok sayıda etkin ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütü stratejik kuruluşlar, işbirlikçi aydınlar, medya mensupları, yüksek düzeyde bürokratlar hatta hükümetler vb. kişi ve kuruluşlar vasıtasıyla “çok kültürcülüğü”, ülkeleri etniklik temelinde bölme stratejisinin etkin bir yöntemi olarak uygulamaktadır.

Küresel sermayenin Türkiye’yi bölmek için kullandığı uluslararası kuruluşların başında ABD ve ABD’nin güdümünde olan AVRUPA BİRLİĞİ gelir. Türkiye’yi bölmeye yönelik “çok kültürcülük” stratejisi Türkiye’yi küresel sermaye adına AB vasıtasıyla uygulanmaktadır.

BATI, ince bir taktik olarak “çok kültürcülüğü” Türkiye’ye kültürel bir zenginlik, evrensel bir değer olarak empoze etmekte, gerektiğinde siyasi zaaftan yararlanarak, bir AB şartı olarak dayatmaktadır.

AB’nin her konuda olduğu gibi Türkiye’ye karşı çifte standartçılığını, iki yüzlülüğünü, art niyetini görmek için çok kültürlülüğün AB ülkelerinde nasıl anlaşılıp, çok kültürcülüğe nasıl bakıldığına bakmak yeterlidir.

Çok kültürlülüğü, çok kültürcülük olarak Türkiye’ye bir “zenginlik” olarak empoze gayretinde, dayatma çabasında olan Avrupa Birliği, bunları kendi ülkeleri için zararlı olmaktan öte, ülkelerinin huzur ve istikrarı için tehdit olarak görmekte bu yoldaki gelişmelere en ufak bir müsahama göstermemektedir.

Bugün İspanya, ülkenin en zengin bölgesinde devlet içinde devlet konumundaki ayrılıkçı baskıları kendisi için bir zenginlik olarak görmemektedir. Aynı şekilde İngiltere’de ayrılıkçı İslandalıları bir zenginlik unsuru olarak görmemektedir. Fransa için Korsikalılar bir “zenginlik” unsuru değillerdir. Fransa 1991 yılında”Fransa halkının bir unsuru olan Korsika halkı” ifadesini iptal ettirmiştir. Aynı Fransa 1992 yılında Anayasanın 2.maddesini “Fransızca, Cumhuriyetin ana dilidir.” Olarak değiştirmiştir. Fransa, Azınlık hakları çerçeve sözleşmesini de imzalamıştır. Belçika, Lüksemburg gibi AB ülkeleri de bu sözleşmeyi yürürlüğe koymamaktadır.

Almanya’da, “Alman vatandaşı” Türkler azınlık olarak kabul edilmemekte, “göçmen işçi” olarak tanımlanmaktadırlar. Almanya İçişleri Bakanlığı-Shilly, Türklerin asimile edilerek “Almanlaştırılmasını” savunmaktadır.

Almanya’nın Bavyera Eyaleti Başkanı Edmund Stakier “Çok kültürlü toplum iflas etti.” Yabancıların uyumu talep edilmemeli.

Yine bir eyalet Alman Başbakanı “Almanya’da yaşayan Türk çocuklarının hülyalarını bile Almanca kurmacalarını, rüyalarını ile Almanca görmelerini” istemektedir. Bazı AB ülkelerinde, etnik dillerin okul bahçesinde, sokaklarda bile yasaklanması istenmektedir. Nitekim Berlin’deki birçok Türk öğrencinin devam ettiği Robert Heineman okulunda teneffüslerde, okul bahçesinde aralarında ANA DİLLERİNİ Türkçe konuşan çocuklara, bahçe süpürmek, tuvalet temizlemek gibi cezalar verilmekte, siyasetçiler ise insan hakları yerine, okul bahçesinde, okul gezilerinde, spor müsabakalarında, kendi aralarında ana dilini kullanan çocuklara verilen, insan haklarına aykırı onur kırma cezaları görmezden gelinmektedir.

Not: Bu notlat Ali Tayyar Önder’in yazdığı “Türkiye’nin Etnik Yapısı” adlı kitabından özetlendi.

 

Bu haberi değerlendirin
[ Oylayan kişi sayısı: 0 Ortalama Puan: 0]

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika