...
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1533 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Cerattepe’de Su ve Tabiat

03 Mart 2016 - 1.017 kez okunmuş
Ana Sayfa » Artvin»Cerattepe’de Su ve Tabiat
Cerattepe’de Su ve Tabiat

Cerattepe’de Su ve Tabiat

“Bakır ve Altın mı Kıymetli, Yoksa Su ve Tabiat mı Kıymetli?”

Araştırmacı Yazar ve Yeşil Artvin Derneği Üyesi Erol Çağal ‘Cerattepe’de Su ve Tabiat’ konulu bir yazı kaleme aldı.

Artvin’de 1990’lı yılların başlarında Kafkasör-Cerattepe mevkiinde, ilk olarak Kanadalı Maden Firması Cominco tarafından başlatılan madencilik faaliyeti, daha sonradan Çayeli Bakır ve Artvin Bakır firmaları marifetiyle sürdürülmeye çalışılmış ise de hep kapalı sistemle başlayan bu madencilik faaliyetleri, Artvin’e zararı fazla olduğundan mahkeme kararlarıyla durdurulmuştu.

Çağal Cerattepe’de Su ve Tabiat konulu yazısında; “Sonra bu mahkeme kararlarına rağmen buraya gelen başka firmayla alakalı ilgilimi çeken birtakım hususları sizlerle de paylaşmak istiyorum. Gelen firma Özaltın isimli bir firma olup, bu firmanın birinci ÇED raporu kabul edilmeyerek mahkeme kararıyla faaliyetleri durdurulmuştu. Bu firmanın birinci ve ikinci ÇED raporlarının hemen hemen aynı olduğu görülmekle beraber, ikinci Çed’de ilave olarak Belediyenin su listesinde Yedi Göze suyunun bulunduğu ve ayrıca taşıma sisteminin teleferikle yapılacağı yazılmaktadır.

Su, Yaşlı Ladin Ormanları Ve Heyelan Konularının Üzerinde Durmalıyız

Şunu bir kere iyice bilmeliyiz ki, su olmayan yerde hayat olmaz, tabiat olmaz. Ne var ki, yakın zamanda hazırlanmış olan ikinci ÇED raporunda kafalarımızı karıştıran üç önemli konuya pek önem verilmediği,  bu konuların geçiştirildiği görülüyor. Nedir bu üç önemli konu? 1- Su, 2- Yaşlı ladin ormanları, 3-Heyelan.

Ormanların akıbeti hakkında şirketin yanı sıra Başbakanımız tarafından dahi, kesilen ağaçların yerine daha fazlası dikilecektir şeklinde açıklamalar bulunmakta ise de, su konusunda ise şirketin meseleyi tamamen kendine göre çözdüğü görülüyor. Şöyle ki, ÇED raporunda tam 6 yerde Artvin Belediyesi’nin İçme ve Kullanma Su Kaynakları yazılı tablosunda şehre Yedi Göze suyu kaynağından saniyede 50 litre su alındığı yazılmaktadır.

Halbuki bu Yedi Göze suyu şehrimize hiç gelmemiş olduğu halde biz bu suyu içiyor görünüyoruz. Ayrıca Belediye yaptığı su ihalesiyle Hatila’nın yüksek bir yerinden şehre su getirmeye çalışıyor. Ama bu su sadece insanların kullanımına has olmasa gerektir. Çünkü bu sularda hayvanların, bitkilerin, tüm canlıların hakkı vardır.

 

Maden Çalışınca Bu Suların Durumu Ne Olacak?

 

Bir ara meyve ağaçlarının kesilip odun olarak satılabileceğine dair bir kanun çıkmıştı da, bu kanunu kendi şahsi menfaatlerine çevirmek ve kullanmak isteyen birtakım kimseler ormanda ne kadar meyve ağacı varsa bahçeden kestim diye uyduruk gerekçelerle satmışılardı. Ormanda yaşayan hayvanlar da yiyecek bulamayınca, köylere, evlere kadar indiler. İşte bu su mevzuu da aynen o uyduruk gerekçelerle kesilip tahrip edilen orman emvalinde olduğu gibi yine tabiattaki canlıların adeta canına okuyacak, bazı hayvan ve bitki türlerinin yok olmasına sebep olacaktır.

2012’den Beri Cerattepe Merkezli Büyük Bir Oynama Görülüyor

Diğer konuya gelirsek, öteden beri Kafkasör ve Cerattepe mıntıkası heyelan yatağı olarak bilene gelmektedir. Nitekim son olarak şehrimizde 2012’den beri Cerattepe merkezli büyük bir oynama görülmektedir. Bu oynamayı da Cerattepe mevkiinde daha önceki maden faaliyetleri kapsamında açılan büyük bir tünelin içinde bulunan suyun tetiklediği bir gerçektir. Yani Artvin âdeta şehrin yukarıdan üzerine gelecek olan büyük çamur kitlesini beklemeye mahkûm bir hale gelmiştir.

Mevcut Madenlerin Hepsi De Su Havzalarında Bulunuyor

Her nedense, gelen her maden firması ÇED’lerinde yeraltı suyunun fabrika deresine doğru aktığını iddia ediyorlar. Diğer taraftan bu alanda yüzeye çıkan sular 1953 yılından beri şehrimize içme suyu olarak alınmıştır.

Cerattepe’ye göz koyan şirketlerin ÇED raporlarına bakıldığında, madenin hangi mıntıkalarda bulunduğuna dair beyanları ise şöyledir: 4,3 hektarlık kısmı Hatila deresi havzasında, 1,79 hektarlık kısmı Dalahet (İskebe) deresi havzasında bulunmakta olup, cevher alanı ise Fabrika deresi havzasındadır. Açıkça görülmektedir ki, mevcut madenlerin hepsi de su havzalarında bulunuyor. Bizler de bu suları içme suyu olarak kullanıyoruz. Vaktiyle daha önceki firmalar Cerattepedeki içinde halen yeraltı suyu bulunan ve Artvin’deki heyelanı tetikleyen tünelden bakır madeni çıkarıp taşıyacaklardı. Şimdiki firma (Cengiz) ise madeni, mevcut tünelden değil de Sallete denilen mevkiden tünel açarak madeni oradan çıkarıp taşımaya karar vermiştir. Yani bu firmanın asıl maksadı Fabrika deresine doğru akan daha önceden açılmış olan tüneldeki yeraltı suyunu çevirip Gâvur deresine akıtmaya çalışmaktır.  Özaltın ÇED Raporunun tamamen uydurma olduğu okunduğunda ve dikkat edildiğinde anlaşılmakta olup, benim dikkatimi çeken bazı hususları da sizlerin bilgi ve takdirlerine bırakıyorum. ÇED Raporunda diyor ki: Artvin ili içme suları, ilin sırtını dayadığı ve madenin bulunduğu dağlık bölgeden gelmektedir. (Maden çalışırsa bütün yeraltı ve yerüstü sularımız bozulacaktır). Yedi Göze suyu Artvin Belediyesi tablosunda görülüyor. (Halbuki bu su şehre hiç gelmediği gibi, bir yudum dahi hiçbir Artvinli içmemiştir).

 

Taş kırma makinesi kuruluyor. Bu makine çalışınca yoğun miktarda toz yayılacak ve yaşlı ladin ormanları kuruyacaktır. Madeni çıkardıktan sonra boşalan tünellerin içine beton doldurup üstüne de ağaç dikiyor. Artvin’de en çok görülen hastalık kuduzdur. Artvin’de hiç kuduz vakası görülmüş müdür ki acaba, ne dersiniz?.Cerattepe’de bol miktarda leylek var. (Siz hiç Artvin’de leylek gördünüz mü?). Cerattepe’den Zelosman mevkiine kurulacak teleferik hattı arıza ederse, maden Genya dağı, Oruçlu Köyü, Erzurum yolu güzergâhından taşınacağı yazılıyor. Maden Cerattepe’de havuzlarda yıkandıktan sonra Murgul’a taşınacak. (Yani maden çıkar çıkmaz olduğu gibi hammadde olarak taşınmayacak!)

Bu ÇED raporunu hiçbir yetkili okumadı mı? Artvin’in tepesinde böyle uyduruk ÇED’le maden çıkar mı? Bu ÇED’te yer alan tuhaf ve uyduruk bilgileri halk okuduğu için de, haklı olarak madene izin vermiyor.

Dünyada büyük bir su kıtlığı görüldüğünden, 7 Nisan 2012 tarihli ve 2857 sayılı Resmi Gazeteyle DSİ ile Orman Bakanlığı birleştirilerek Orman ve Su İşleri Bakanlığı kurulmuştur. Devlet Su İşlerinde de Su İşleri Genel Müdürlüğü adıyla müstakil bir birim oluşturulmuştur. Bunun görevi,  de ülke çapında yer altında ne kadar kirli ve temiz su varsa bunları koruma altına almak ve halkın su ihtiyacını karşılamak ve temiz su içirmektir. Ayrıca 22 Mart da Dünya Su Bayramı olarak ilan edilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Borçka Barajı Su Tutunca Artvin Belediyesi’nin İçme Suyu Aldığı Keson Kuyularının Tehlikeye Girdiğine dikkat çeken Yeşil Artvin Derneği Üyesi Erol Çağal, yazısının devamında; “Artvin’de barajlar yapılınca çok enteresan hadiseler de ister istemez dikkatimizi çekiyor. Mesela, Borçka Barajı su tutunca Artvin Belediyesi’nin içme suyu aldığı keson kuyularının tehlikeye girdiği görülmektedir. Artvin şehrinin kanalizasyon atıkları Çoruh’a akıyor akmasına da, su tutulunca akan pislikler tekrar geriye doğru geliyor. Bu şartalar altında insan sağlığı da tehlikeye girdiğinden söz konusu su yönetmeliğine göre bu kuyuların kapatılması ve buralardan şehir şebekesine içme suyu ilave edilmemesi acilen gerekmektedir. İnsan sağlığı kadar önemli bir şey var mı ki?

Yeraltı Su Haritası

Yeraltı Suyu Seviyesi Haritası maden sahasında bulunan yeraltı sularını göstermekte olup, Cominco firması tarafından oldukça yoğun bir uğraşı neticesinde düzenlenmiş olan bu haritanın Devlet Su İşleri birimince önemle değerlendirilmesi şehrimizin ve ülkemizin menfaatinedir. Yeraltı sularına sahip çıkmamız lazım.

 

Su haritası derelerin yeraltı sularından beslendiğini ve Fabrika deresindeki içme sularını gösteriyor.

 

Yukarıda görülen gözlem kuyuları, maden çalıştığı takdirde şehir merkezine gelen yeraltı sularını kontrol maksadıyla yapılmıştır.

Artvin Bakır firmasının Cerattepe tünelinde çalışması esnasında 70 metre derinliğinde olan 1. Kuyudan o tüneldeki pis su çıkınca yanındaki soğuk suya “İçilmez!” raporu verilmiştir. Bu kuyulardan başka 2 tanesi Fabrika deresi üzerinde, 2 tanesi Kafkasör festivalinin yapıldığı arena sahası üzerinde, 2 tanesi İskebe mevkii üzerinde, 2 tanesi de Hatila mezrasında olmak üzere toplam 8 tane daha kuyu bulunmaktadır. Bunlar da maden çalışınca Artvin’e gelen suların kontrol edildiği kuyulardır. Devlet Su İşleri’nin bunlardan da istifade etmesinde önemli ölçüde kamu yararı vardır. Bütün yeraltı sularının  devlete ait olduğu da bilinen bir gerçektir.

Yetkililere şu soruları sormak istiyorum: Artvin’in en büyük barajı hangisidir? İç Anadolu’da (Konya) öteden beri kuyulardan su çekip arazilerini suluyorlardı. Şimdiki durum nasıldır? (Bu soruma Devlet Su İşleri’ni cevap vermesini isterim.) Bu sorulardan ilkinin cevabını ben vereyim. Artvin’de en büyük baraj, Artvin’in etrafını saran ormanlardır. Şehrin tepesinde heyelan, oynama tehlikesi bulunmakta, fakat üstümüzdeki Hatila, Kafkasör, Cerattepe ve Genya ormanları buna müsaade vermiyor. Aynı zamanda Türkiye’mizdeki ormanlarımızı korusak, ülkede hiç su kıtlığı olmaz, zira en büyük barajlar ormanlardır. Eğer İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e can-u gönülden inanıyorsak onun şu sözüne de inanmamız gerekmez mi? Ne diyor Peygamber Efendimiz: “Fırat nehrinin suları çekilerek altından bir dağ ortaya çıkacak, insanlar bunu almak için, vuruşacak ve her yüz kişiden, sadece biri hayatta kalacak. Bu zaman gelinceye kadar kıyamet kopmaz.” Ne dersiniz? Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifinde açıkça dağların altında yatan kıymetli maden yataklarının insanoğlunun sonunu da getireceğine vurgu yapmıyor mu? Neyin daha değerli olduğunu ihtar etmiş oluyor Allah’ın Elçisi? Elbette ki suyun daha kıymetli olduğuna işaret ediyor; altının, gümüşün, bakırın değil! Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar suların kıymetini görmezden geldikleri için, su kıtlıkları baş gösterecek ve bu yüzden kavgalar, savaşlar çıkacak! Alın size İslam Peygamberi’nden okkalı bir ihtarname!

Yüce Rabbimiz de Kuran-ı Kerim’de, “Yeraltı ve yerüstündeki tüm sularınız büsbütün çekilip, batıp giderse, söyleyin bakalım, artık size Allah’tan başka kim su getirebilir?” buyurarak insanoğlunun aklını başına almasını, yeraltındaki madenlere dalarken kendilerini fazla kaptırıp da su nimeti gibi yüce bir nimetin kıymetini görmezden gelmeleri halinde başlarına gelecekleri işte böyle korkutucu bir üslupla bizlere ihtar ediyor. Yani sırf dünyalık uğruna kendi elimizle kendi yaşam alanlarımızı katlediyor, çevremizi yaşanmaz bir hale getiriyor ve kıyamete adeta davetiye çıkarıyoruz değerli okuyucular. Nasıl ki Cennetteyken Adem Peygamberi şeytan kandırıp da yasaklı meyveyi dalından koparıp aldırmışsa, o Şeytan asıl ve doğal baraj olarak bilinmesi gereken ormanlarımızı yok etmek için, “bakın işte burada altın, gümüş, bakır var…” diyerek biz insanoğlunu da habire kandırmaktadır. Diyelim ki çıkardık. Çıkarınca ne olacak o madeni? Her eve altın bardak, bakır kap dağıtsak, bu kaplara koyacak suyu nerden bulacağız peki? O halde diyoruz ki, aklın yolu birdir ve madeni çıkarmak için toprağı kazıyacağız, ama içindeki su bozulacak, üstündeki orman kuruyacak, bu arada tüm canlı türleri bir bir yok olup gidecektir. Her yerde maden çıkmaz, her yerde ev yapılmaz. İnsanoğluna lazım olan yerlerin muhafaza altına alınması zaruridir. Karadeniz, Ege ve Akdeniz ormanları dünyanın en büyük barajlarıdır. Bunlar yok olunca, Türkiye’de gelecek nesillere sadece çöl teslim etmiş oluruz. Onun için ormanlarımızın kıymetini bilelim.

İnsanoğluna dünyada yaşamını sürdürebilmesi için su ve tabiat en lüzumlu iki hayati faktördür. Türkiye’mize sahip çıkalım. Bakır, gümüş ve altınsız yaşarız ama, su ve tabiat olmazsa asla yaşayamayız” ifadelerine yer verdi.

Bu haberi değerlendirin
[ Oylayan kişi sayısı: 0 Ortalama Puan: 0]

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika