Dolar : Alış : 5.7538 / Satış : 5.7642
Euro : Alış : 6.3654 / Satış : 6.3769
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin27°CSağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1497 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

BU KEZ GERÇEK BİR ORTAOYUNU

08 Haziran 2016 - 650 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»BU KEZ GERÇEK BİR ORTAOYUNU
BU KEZ GERÇEK BİR ORTAOYUNU

BU KEZ GERÇEK BİR ORTAOYUNU

 

KAVUKLU: Geçenlerde bir tehlike atlattım ki sorma Beberuhi…

BEBERUHİ: Aman, geçmiş olsun gözümün nuru efendim.

KAVUKLU: Allah bir daha göstermesin inşallah…

BEBERUHİ: Anlatın da içinizi almasın, Ak ufkumuzu kara bulut sarmasın sultanım.

KAVUKLU: Canım, duymadın mı başımdaki fırtınanın ayak seslerini?

BEBERUHİ: Birtakım sesler duydum ama siz zat-ı mübarekimizi cumaya seferdedir zanneyledim de pek ortalıkta görünmedim.

KAVUKLU: Hani şu Hacivat kılıklı, mürekkep yalamış bastıbacak Pişekâr Hoca yok mu? Koltuğumu altımdan çekmeye sulandıydı. Senin besmele çekerek elceğizinle doldurduğun AK havuzum bulandıydı.

BEBERUHİ: Bak hele densize…! Benim gözüm tutmadıydı onu zaten. Arada ortalıkta görünmediğinde  başınıza bir çorap ördüğü belliydi o bodurun.

KAVUKLU: Bodur ki ne bodur. Ben başkanlık hayaliyle göklerde uçarken o arkamdan  Hitit Kralı Şuppililiuma ile paralel hareketle  böreği fırına vermeye kalktı. Kalktı da sert kayaya çarptı.

BEBERUHİ: Oh canıma değsin! Kafası gözü yarıldı mı bari?

KAVUKLU: Nasıl yarıldı hem de… Yarı hemşerisi Nasreddin dedesi gibi eşşekten düştü ama pek belli etmiyor. Hoca Nasreddin gibi “Ben zaten inecektim.” demiyor kerata. “Ben adam gibi biniyordum, Osmanlı’ya yönelen yollarda aheste aheste sürüyordum; ama Kavuklu sırtımdan itiverdi” diyor.

BEBERUHİ: Oh iyi ettiniz, mübarek ve de dualı ellerinize sağlık.

KAVUKLU: Bir de dava mava zırvalamaz mı… Ne davası oğlum? Aç karnın, boş cüzdanın, boş kasanın davası mı olur? Adam çulsuzun biri. Maaşa talim ediyor. Elleri kolları kısacık. Kendi sofrasından öteye, kendi cebinden uzağa yetişmiyor. Kalkmış “ahlak, namus, el kesme” masalları anlatıyor millete. Sen kimsin ki el kesesin, mübarek mesleğime ve meslektaşlarıma dil uzatasın? Ben  ellerime uzanan elleri de mesleğime uzanan dilleri de keserim. Netekim kestim de…

BEBERUHİ: Gayetle haklısınız efendim. Dava dediğiniz hep türbe yeşili olacak, hep türbe yeşiline takılı kalacak değil ya. Tekamül edecek, yükselecek; Dolar yeşiline, Euro kırmızısına terfi edecek.

KAVUKLU: Aferin Beberuhi…! Kimden öğrendin bunları?

BEBERUHİ: Efendim  KARAMAN Hoca’nın kitaplarını hatmettim boş zamanlarımda. Cumalara erken gidip GÖRMEZ hocanın mübarek gönlünden mübarek kâğıtlara döktüğü hutbeleri dinledim. Şeyy… Bir de… Gözümü mübarek zatınızdan ayırmadım efendim. Her sözünüzden ibret her halinizden ders aldım. Baktım evlatlarınız denize yatırım yapıyor, ben de yaptım. Mahdumlarınızın gemiciklerine   evlatlarımın gemicikleri  refakat ediyor ummanlarda.

KAVUKLU: Bir kez daha Afferin Beberuhi! Ama şunu sakın unutma, kaptanlarına da sıkıca tembihle… “Zinhar bizim gemiciklerden hızlı gitmeyeler ve de rotalarını asla bizimkilerin önüne doğru kırmayalar. Yoksa torpilletirim.”

BEBERUHİ: Estağfurullah efendim. Ne hadlerine…! Sizin dümen suyunuzdan gitmekten daha büyük bir saadet mi vardır bizim için? Bir rota çizin mübarek ellerinizle. Altına da mukaddes mührünüzü basın. Rotanız dışına çıkarsak namerdiz.

KAVUKLU: Ben sadece gemiciklere değil memlekete de münasip bir rota çizdim Beberuhi. Hayli zamandır onu izliyorum. Bu arada adına bazen demokrasi, bazen insan hakları, bazen türban denilen bir sürü vasıtaya bindim. İşim bitince indim. Vasıtayı devirdim. Amma velakin bir vasıta var ki ondan inmeye hiç niyetim yok. Ol mübarek vasıtanın adı “MAĞDURİYET TRENİ”. Beni kudsi hedefim saltanata ulaştıracak inşallah. Her şeyi ben yapıyorum, ama nasılsa hep başkaları suçlu oluyor bu trendeyken.

BEBERUHİ: Siz bizim için Rab’bimizin  bir armağanı, onun arz üzerindeki mukaddes gölgesisiniz efendim. Size suç isnad edecek diller çürür. Çürümezse biz çürütürüz. O dillerin sahibini mahkeme kapılarında sürütürüz.

KAVUKLU: Aman, bunlar ne güzel sözler böyle Beberuhi? Bunları, Ak ellerimle yıkılası Laik cumhuriyetin viran olası mekteplerinde öğrenmedin herhal.

BEBERUHİ: Yok efendim zatınıza hizmetten arta kalan zamanlarımda sahaftan temin eylediğim   “OSMANLI SARAYINDA DALKAVUKLAR” adlı kitabı hatmeyledim.

KAVUKLU: Neler yazıyor ol kitapta bakalım? Beğenirsem saray erkanıma, vezirlerime, heyet-i temsiliyeme baş ucu kitabı olarak ilan eyleyeyim.

BEBERUHİ: Çok faideli ve eğlenceli bir kitaptır efendim. Bu kitapta yazılanlara göre: Mesela beheri 20 para olmak üzere dalkavuğun burnuna fiske vurabilir, 37 paraya  yüzüne mürekkep ya da kömür sürebilir, seferi 40 para  olmak üzere  kafasına yumruk vurabilir,180 para mukabilinde merdivenden yuvarlayabilir, hatta  400 para mukabilince ağzına  bir fındık faresi kapatabilirsiniz.

KAVUKLU: Aman ne eğlenceli, faideli bir kitapmış bu. Başkanlığa giden yolda stresimi zail eylemek için çok istifade eylerim bundan. Tiz bana getir ol kitabı. Yeni baskısını yaptırıp erkânıma dağıtayım.

BEBERUHİ: Emriniz olur efendim hemen getiriyorum. Lakin bu muameleye razı olacak adam lazım zatınıza. Onu nereden temin eyleyeceksiniz? Her kulunuz razı olmaz bu muameleye.

KAVUKLU: Devr-i saltanatımda en bol yetişen mektep erbabıdır bunlar Beberuhi. Civarımda attığım kemiği kapmaya, elimi eteğimi öpmeye, emrettiğimi katır gibi tepmeye hazır, sürüyle Kuzu, Doğan, Yiğit var. Her biri diğerinden ALÂ

BEBERUHİ: Efendim zatınızın hep yanıbaşında arz-ı endam eyleyen, çizdiğiniz rotada seyreyleyen, neylerse sizin rızanız rotasında eyleyen Beberuhi kulunuzu da unutmayınız.

KAVUKLU: Hayhay Beberuhi. Unutmam ama bir merakım var: Adını zikrettiğin ve hatmettiğin ol kitapta yazanları fani bedeninde tatbik eylememe de razı mısın?

BEBERUHİ: Zatınızın münasip göreceği her türlü muameleye hazırım efendim.

KAVUKLU: İyi o zaman sadaret makamını da sana vereyim. Saraydaki tüm fazlalıkları azledeyim, soytarılar, dalkavuklar ocağını da lağvedeyim. Sen hepsine yetersin.

BEBERUHİ: Nasıl buyurursanız efendim. Siz emredin yeterim. İstediğiniz her yerde, anında biterim.

KAVUKLU: Anlaştık o halde. Şimdi git. Şu kâğıda yazdığım oyuncakların adını, sanki kendin yazmış gibi münasip bir kâğıda yaz, altına imzanı at da bana getir. Bir hükumet kuralım da millet pazarda görsün.

BEBERUHİ: Hayhay efendim. Nasıl münasip buyurduysanız el hak doğrudur. Hak-i payinizm. Her mevzuda en münasip şeyinizim.

KAVUKLU: Şu mührü de al  sok koynuna. Amma zinhaar DAVUD OĞLU SÜLEYMAN sanma kendini. “Mühür kimdeyse Süleyman odur.” meseline  inanma. Olur da inanırsan, o mührü en münasip yerine basarım. Ol halinle seni BAB-ı Saray önündeki minareye asarım.

 

 

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

reklam_alan2

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika