Dolar : Alış : 5.5398 / Satış : 5.5497
Euro : Alış : 6.1414 / Satış : 6.1524
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin25°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1494 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

BİR ZİHNİYET ANALİZİ

26 Ekim 2016 - 748 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»BİR ZİHNİYET ANALİZİ
BİR ZİHNİYET ANALİZİ

BİR ZİHNİYET ANALİZİ

 

Bazılarını anlamak, tanımak zordur. Davranışlarını kendi terazimizle tartar, değerlendirir; ama bir mantık çerçevesine oturtamayız.

Böyle olunca da çoğu kez onları yargılar, mahkum eder, damgalar; değişik sıfatlarla aşağılarız.

Bu sosyal arenada, onu yargılamak daha zahmetsiz ve risksiz olduğu için; özellikle ortalama, sıradan vatandaş fazlaca hırpalanır.

Bu büyük bir kolaycılık olduğu kadar haksızlıktır da. Çünkü sıradan insanlar, seçenekleri az olan insanlardır. Yeni tercihlere yönelmenin muhtemel riskini kolayca göze alamazlar.

Hataları vardır, günahları vardır. Bunun bal gibi de farkındadırlar. Ama bundan doğan acılarını hafifletecek güçlü bir savunma sistemleri vardır.

“Ne kadar, adice, şerefsizce, olursa olsun, davranışlarını bir biçimde rasyonalize ederler.” Bunlara, kendi mantıklarınca haklı bahaneler, kılıflar üretirler. Yaptıklarına, akıllıca olmasa da kendi akıllarına uygun gerekçeler bulurlar.

Günümüzün siyasi ve sosyal ortamında çok rastlanır buna. Özellikle dinci partilerin yönetici ve mensupları kullanır bu yöntemi. Elbette dini nitelikteki farklı ekollerin de çok kullandığı yöntemdir bu.

Örnek mi istersiniz?

Henüz öküzün ölüp ortaklığın bozulmadığı dönemleri; şimdinin cumhurreisi savcı, Gülen örgütü yargıç iken; yaşanan kumpasları, hukukun kıyısından bile geçmeyen yargılamaları düşünelim.

Gördüklerimizi hiçbir vicdana sığdıramıyor, insanların bu kadar insafsız olabileceğini kabullenemiyorduk. Başkalarını da bizim gibi düşünür sanıyorduk değil mi?

Bitti mi? Ne gezer…Benzer olaylar, daha sonra 15 Temmuz Darbe girişiminden sonra da yaşandı, yaşanıyor. “FETÖ-DARBE-OHAL” derken, planlanan hedeflere ulaşma noktasında ayak bağı olabilecek bir sürü cemaat karşıtı, devrimci, Kemalist, hatta Devlet’e biat etmemiş Ülkücüler de   fırsattan istifade ayıklanıyor.

Biz ise halâ aynı noktadayız. Olan biteni anlamakta yine zorlanıyoruz. Onlar biz değiliz ama. Biz, olayları onlar kadar rasyonalize edecek ustalıkta değiliz.

Şunlar, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ‘ın sözleri. İktidarı, çözmedikleri konulardan ötürü eleştirenlere:

“Şimdi diyeceksiniz ki 14 senedir de hükümettesiniz niye yapmadınız? Valla şeytan taşlamaktan bazen tavaf yapmaya fırsat olmuyor.” diye  cevap veriyor.

İktidarlarını bir tür ibadet olarak görüyor adamlar. Hacdalar, ama çevreleri şeytan dolu. Ağız tadıyla hacı olmalarına engel oluyor bu şeytanlar. Önce bu şeytanları taşlayacaklar, saf dışı bırakacaklar ki huzur içinde tavaflarını yerine getirebilsinler.

Kim bu şeytanlar peki? Şeytan mı biter dünyada? Sen, ben, bizim gibi düşünen herkes. Laikçi dinsizler, fasıklar. Faiz lobisi, vaiz lobisi. Her haltın sorumlusu üst akıl.

Bu şeytanlar varken, bu zatların davranışlarını,  gayrimeşru olarak değerlendirmek, hayli zordur?” Kitapta yeri var, sen Allah’tan, peygamberden iyi mi bileceksin!” diye azarlanmaktan; bir de dinsiz damgası yemekten kaçamazsınız.

Bu davranış modeli, onlara da büyük bir kolaylık sağlar ayrıca. Davranışlarını böyle dini temellere dayandırdıklarında; değil anlamsız, vicdansız gelmek; yaptıkları her şey meşru, hatta ilahi buyruğun gereği olur.   Çünkü kirletilmiş inanç  havuzunda, doğru-yanlış; herkesin işine geldiğince kullanabileceği bir bahane vardır.

Dün Gülen örgütü, yaptıklarını bu mantıkla rasyonalize ediyordu: ”Biz büyük bir sevap için yola çıktık. Allah adına yürüttüğümüz bir kutlu davanın neferleriyiz. Bu büyük sevaba varan yolda, küçük günahlar işlemek caizdir.” diye savunuyorlardı kendilerini.

Bugün o örgüte; ama aslında onu bahane ederek tüm hasımlarına karşı planlı bir süpürme operasyonu yürüten iktidarın mantığı da aynıdır.

“Küfür nizamına karşı cihad etmektedirler onlar. İslam’ı cihana hakim kılmak uğruna bir seferdedirler. Cihad sırasında yalan söylemek, delil uydurmak, kul hakkı yemek, beyt-ül mala el uzatmak, hile yapmak ve daha nice günah, meşrudur.“

Düşman kim? Ohhoo! Düşman mı yok? Sen, ben, onlar gibi düşünmeyen; öteki dedikleri herkes…

Lozan örneğiyle ve yaşanmış bir diyalogla somutlaştırayım konuyu.

“Ey AKP’li arkadaş;

Erdoğan 23 Temmuz 2016’da Lozan’ı büyük zafer, devletin vatanın tapusu olarak nitelemiş, övdükçe övmüştü.

Şimdi, 3 ay sonra ise ‘Hezimeti zafer diye yutturdular.’ diyerek dövdükçe dövüyor. Bu nasıl bir tutarsızlık? Hangi düşüncesi doğru?

“O zaman sizi kandırmak için öyle söylemişti.”

“İyi de şimdi sizi kandırmak için böyle söylemediğini nerden biliyorsun?

“….”

“Diyelim ki sizi kandırmıyor ama bizi kandırmak için yalan söylüyor. Tamam da Müslüman yalan söyler mi?

Cevabı hemen yüzünüze karşı söyleyemezler belki; ama inanın ceplerinde saklıdır. Şöyle düşünmektedirler:

“Cihad esnasında kâfire yalan söylemek caiz, hatta sevaptır.”

Kâfir kim mi? Onların kâfirini merak ediyorsanız, kestirmeden aynaya bakın.

***

Bizim işimiz giderek zorlaşsa da onlar için şimdilik her şey tıkırındadır. Onlar, işin en basit formülünü bulmuşlardır ve hayatın her safhasında uygulamaktadırlar.

 

Dava kutsal, düşman çok.

Her haltı ye günah yok.

 

 

 

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

reklam_alan2

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika