...
HAVA DURUMU
hava durumu

artvin

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 15 Kategoride 1649 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

95. YILINDA CUMHURİYETİMİZ

10 Kasım 2018 - 351 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»95. YILINDA CUMHURİYETİMİZ
95. YILINDA CUMHURİYETİMİZ
  1. YILINDA CUMHURİYETİMİZ

 

Bütün sistemler gibi yönetim sistemleri de belli kalıplardan oluşan yapılardır. Önemli olan kalıp değil, içindeki özdür. Özü oluşturansa insandır, toplumdur. O toplumun eğitim, kültür düzeyi, din algısı ve yaşam anlayışıdır.

Bu nedenledir ki belli bir yönetim anlayışını, sırf adı çağdaşlığı çağrıştırıyor diye ön plana çıkarmak yanlış olur.

İran rejiminin, adının cumhuriyet olması, Rusya’nın, Azerbaycan’ın yönetim biçimlerinin cumhuriyet olması, oralarda seçimlerin yapılıyor olması, tek başına o ülkelerin insan hak ve özgürlüklerine uygun yönetildiklerini göstermez. Bu, Türkiye için de geçerlidir.

İngiltere’nin, Hollanda’nın, Danimarka’nın yönetim biçimlerinin Cumhuriyet değil de krallık olması, onların monarşi ile yönetiliyor olmaları da yönetim biçimlerinin çağdaş ve insani ilkelere uygun olmasına engel olmamıştır.

Bu bağlamda, bugün Türkiye’de CUMHURİYET üzerinden yapılan tartışmaların temelinde de sağlıklı bir yaklaşım olduğu kanısında değilim.

Cumhuriyeti övenler, çoğu kez onun özünü oluşturan DEMOKRASİ kavramını ıskalamaktadırlar. Cumhuriyete düşmanlık güdenlerin, gizli-açık saltanat özlemi duyanların yaklaşımı da tümüyle hayali ve rövanşisttir. Onlar Osmanlı’yı Fatih, Kanuni; Yavuz ve biraz da Sultan Abdülhamid’den ibaret sanmakta ve Cumhuriyeti kuranları “Görkemli bir imparatorluğu yıktılar, muhteşem padişahları sürgüne yolladılar.” diye suçlamaktadırlar. 1921’deki Osmanlı’nın iktisadi, kültürel, siyasi yapısı hakkındaki fikirleri, masallardan ibarettir.

Şimdi asıl üzerinde durmamız gereken konu Atatürk ve kadrosunun kurduğu CUMHURİYET’in insan hak ve özgürlükleri açısından neler getirdiği ve şimdiki haliyle nerede durduğudur.

1923’te ilan edilen Cumhuriyet’in bugünkü anlamda çağdaş bir demokrasi getirmediği, zaman zaman tekil iradeyle biçimlendiği bir gerçektir. Ancak Cumhuriyet’in ilanından sonra atılan tüm adımların, çağdaş bir demokrasiyi getirmek amacına dönük ve büyük ölçüde başarılı olduğu tartışmasızdır. 1946’ya dek tek parti ile yönetilen ülkemizi 1946’da çok partili hayata geçiren kişi de  ölümünden yıllar sonra bile türlü saldırılara maruz kalan, diktatörlükle itham edilen İsmet İnönü’dür.

SİZ; CUMHURİYET AĞACININ SERİN GÖLGESİNDE YATIP DA ONA BALTA SALLAYANLAR…!

 Bir ağacı değerli kılan, meyvesidir, insanların altında serinledikleri gölgesidir. 
Siz Cumhuriyete en çok küfredenler, kendiniz, eşleriniz, çocuklarınız gezmek, eğlenmek amacıyla ne diye, sayılarınızın en çok olduğu beldelere, semtlere değil de cumhuriyeti en çok temsil edenlerin, onu en çok savunanların yaşadıkları sahil kentlerine; İstanbul’un, Ankara’nın cumhuriyet timsali semtlerine kaçıyorsunuz.

Çocuklarınızı okutmak için neden, emirlerin, kralların yönettiği, hem de din kardeşlerinizin çoğunlukta olduğu yakın komşularınıza değil de Atatürk’ün model olarak aldığı Batı ülkelerine gönderiyorsunuz?

Bugün Afganistan’dan, Arap ülkelerinden kaçan insanlar, neden kendi soydaşlarına, dindaşlarına değil de Atatürk Türkiyesine sığınıyorlar. Neden burada da durmayıp üçüncü sınıf vatandaş olmak uğruna, Atatürk’ün hedef gösterdiği çağdaş refah düzeyine ulaşmış Hıristiyan ülkelere sığınıyor, bu yolda telef oluyorlar?

*
             Bu sorular üzerinde biraz düşünün, biraz insaf edin. Cumhuriyeti yargılayacaksanız bu soruların cevapları ışığında yargılayın. Eksikleri varsa birlikte tamamlayalım. Yok eğer Cumhuriyeti illa da sorgulayacaksanız dününden çok bugününe bakın. 95 yıl sonra, onu içindeki demokrasiyi iğdiş ederek tek kişinin egemen olduğu totaliter bir rejime dönüştürenleri görün. Bu yoldaki katkılarınızı, vebalinizi, günahınızı sorgulayın.

Belki o zaman durduğunuz yerin yanlış olduğunu anlarsınız. Belki Cumhuriyet’e, onun kurucularına ve mirasına saygı göstermeyi öğrenirsiniz. 

*
Her şeye rağmen yine de Cumhuriyet elbisesi sizi sıkıyor, içinizde buram buram saltanat özlemi tütüyor olabilir. Mümkündür, size kızmam inanın. Bir tavsiyem olur yalnızca:
Neden Cumhuriyet Türkiye’sini doğusundaki ülkelere dönüştürmeye uğraşıyorsunuz ki? Bunun yerine, çoğu yakın çevremizde bulunan halkı din kardeşimiz olan diktatörlerin, emirlerin, kralların yönettiği ülkelerden birine hicret ediniz. Giderken çoğu Suriyeli muhacirleri de yanınızda götürünüz. Birbirini boğazlayanlar kervanına siz de katılınız. Elinizi ayağınızı zincirleyen mi var? 

BU ÜLKE, SİZ OLMADIĞINIZDA DAHA DA GÜZEL OLUR İNANIN. 

*
        29 Ekimleri onu daha da yükselteceğimiz, içini demokrasiyle donatmış olarak, her yıl daha büyük bir coşkuyla ve anlamına uygun biçimde kutlayacağımız günlerin özlemiyle CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.

 

Bu haberi değerlendirin
[ Oylayan kişi sayısı: 1 Ortalama Puan: 5]

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar
TemaFabrika
Teknik Destek